İklim Değişikliği Düzenlemeleri

Gönüllülükten Zorunluluğa Geçiş Dönemi

Küresel ölçekte artan iklim kriziyle birlikte, çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla yürürlüğe giren yasal düzenlemeler, şirketlerin faaliyetlerinde köklü dönüşümleri beraberinde getirmektedir. Türkiye’de 9 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe giren İklim Değişikliği Kanunu çerçevesinde kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler, kamu yararı gözetilerek alınacak tedbirlere ve düzenlemelere süresinde uymakla ve bunları uygulamakla yükümlü olacak. Özel sektör açısından bakıldığında, konu ile ilgili çalışan büyük işletmelerin yanında, özellikle emisyon yoğun sektörlerde ki KOBİ düzeyinde ki birçok işletmenin de karbon emisyonlarının ölçülmesi, raporlanması ve azaltılmasına yönelik sorumluluklarının yasal zemine oturtulması hedeflemektedir. Bu kapsamda, daha önce gönüllülük esasına dayalı olarak yürütülen sürdürülebilirlik uygulamaları artık birer yasal yükümlülük haline gelmektedir.

Avrupa Birliği ise iklim politikalarını daha da ileriye taşıyarak, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ile ithal ürünlerin karbon ayak izine odaklanan yeni bir dönemi başlatmıştır. Bu düzenleme, 1 Ocak 2026 itibari ile özellikle demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre ve elektrik gibi sektörlerde faaliyet gösteren firmalar için karbon emisyonlarının şeffaf bir şekilde hesaplanması, bildirilmesini zorunlu kılmakta ve mali yükümlülük altına almaktadır. Bu durum; Karbon fiyatlandırmasının sadece AB içindeki üreticileri değil, AB’ye ihracat yapan tüm şirketleri kapsayacak şekilde genişlemesi, küresel tedarik zincirlerini doğrudan etkilemektedir.

Bu gelişmeler ışığında, şirketler artık sadece çevresel sorumluluklarını yerine getirmekle kalmamakta, aynı zamanda rekabet güçlerini koruyabilmek ve pazarlara erişimlerini sürdürebilmek adına yasal uyum süreçlerini yönetmek zorunda kalmaktadır. İklim değişikliğiyle mücadelede gönüllülüğün yerini zorunluluğa bıraktığı bu yeni dönemde, firmaların karbon yönetimi, sürdürülebilirlik raporlaması ve iklim risklerine karşı dayanıklılık stratejileri geliştirmeleri kaçınılmaz hale gelmiştir.

Swiss Approval olarak, bu dönüşüm sürecinde firmalara özellikle karbon ayak izi hesaplamaları ve raporlarının doğrulanması (verification) başta olmak üzere, mevzuata uyum konusunda teknik destek sağlamaktayız. Kuruluşların hem Türkiye’deki hem de Avrupa Birliği’ndeki düzenlemelere uyumlu hale gelmelerine katkı sunmak, sürdürülebilirlik hedeflerini gerçekleştirmelerine destek olmak amacıyla eğitim, boşluk analizi ve doğrulama hizmetlerimizle yanlarında yer alıyoruz. KOBİ’ler başta olmak üzere her seviyede ki işletmeler sera gazı raporlaması konusunda ki yol haritaları belirlemek ve faydalanabilecekleri devlet teşvikleri hakkında daha detaylı bilgi almak için uzmanlarımızla iletişime geçebilirler.

Scroll to Top